E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

TÜRK MALI



TÜRK MALI
İnsanlar kendi ürettiklerini tükettiği müddetçe huzurlu ve mutludurlar. Dünya üzerinde bir şeyler üretemeyen insanın mutlu olması mümkün değildir. Tüketim üzerine kurulan hayatın mutlu ve huzurlu olması demek, birilerinin emeğinin çalınması demektir.
Paranın icadından önce mal mübadelesi ile yapılan alışverişin bugüne göre daha emekçi olduğunu inananlardanım. En azından hayali bir ticaret aldatmacası yoktu. Günümüz ticaretinin büyük bölümü para ticaretidir. İnsanların el emeğini hiçe sayanların hak ve hukuktan bahsetmeleri inandırıcı değildir.
Tarihin her döneminde insanlar yetiştirdikleri ve ürettikleri mallarla anılırken günümüzde bu kural değişmiş ve insanlar tükettikleriyle anılmaya başlanmıştır. Biz insana rağmen kurulan düzenlerin kölesi olduğumuz müddetçe mutlu olmamız mümkün değildir. Bütün düzenler kendi çıkarları ve çıkarlarının devamı yönünde ilerlemektedirler
Üretime dayanmayan hiçbir düzenin insana faydası yoktur. Tembellik ve tüketim kültürünü erken alışan insanın geri dönüş yapması mümkün değildir. Bu da insanın yavaş yavaş özgürlüğünü yitirmesi ve yok olması demektir. İnsan bu duruma düşmemesi için önlem almalıdır. Başına gelen bela ve musibetlerden ders çıkarmalıdır.
Dünya 1929 yılında girdiği ekonomik darboğazdan birçok kayıpla çıkmıştır. Bunun yanında bu krizden ders çıkaranlarda yok değildi. Özellikle yeni Türkiye Cumhuriyeti bu krizden dünya gibi etkilenmiş olsa da en akılcı politikalarla geçiştirdi. Sonrasında uyguladığı üretime dönüş prensipleriyle yerli üretime dayalı bir akım gerçekleştirdi. Özellikle Nazilli Basma fabrikası yapımında Rusya ile mal mübadelesi yöntemi uyguladı. Bu memleketin kendi ayakları üzerinde durmasını sağladı.
Yaklaşık seksen yıl sonraki krizden bu kadar ders çıkaramadık. Krizin etkilerini azaltabildiğimiz kadar öğrenmemiz gerekenleri öğrenemedik. Hatta krizi tüketimle aşmaya çalıştık. Bunda da dünyadan daha başarılı olduk. Özellikle seksen yıl önceki yerli ürünler düşüncesini hayata bir kere daha geçirebilseydik belki de bu bizim kurtuluşumuz olurdu.
Gelişen dünyanın yönünü değiştirebilmek ancak radikal kararlarla olacaktır. Millet olarak taklitçilikten ve moda akımların esiri olmaktan şiddetle kaçınmalıyız. Taklitçilik ve özenti ile koskoca bir imparatorluğu bitirdik. Genç ve dinamik devletimizi bitirmeyelim. Başka millet ve devletlerin ürünlerini ucuzluk adı altında sağlığımızı hiçe sayarak ithal etmeyelim. Biz kendi kullandığımız mallarımızı üretemediğimiz müddetçe dünya üzerinde bağımsızlığımızı ilan edemeyiz. Hele hele sağlıksız ürünleri milletimizin hizmeti sunarak para kazanma hırsı içinde olanların bu millet hakkında faydalı işler yaptıklarını hiç inanmıyorum.
Seksen yıldan bu yana yerli malı diye haftalar, günler düzenleyen, şiir ve hikâyeler yazan milletin evlatlarının yerli mal adına önemli bir şeyler üretemeyip bu halde olması çok manidardır. Demek ki bizim yaptığımız işlerde samimiyet yok ki etkisini göremiyoruz. Yerli malı haftası kutlamalarını ithal mallarla yapan bir başka millet var mıdır bilmem.
Bu konuda milletimiz kendine gelmeli, kaybolan güvenini kazanmalıdır. Elbette dünyadan kopmadan beraber yürümeliyiz. Dünya ile her türlü alış verişi yapmalıyız. Ama kültür emperyalizmin getirdiği ekonomik emperyalizmin esiri olmamalıyız. Milletimizin fedakâr ve yiğit evlatları dünyanın her tarafında ürettikleri mallarını satarken yurdumuzda aynı ilgi ve alaka ile karşılanmadıkları aşikârdır. Çünkü biz kendimizi, kendi mallarımızı kullanmayı bir geri kalmışlık veya fakirlik olarak algılıyoruz. Aslında bu da millet olarak bir alçaklık kompleksidir. Emperyalist ülkeler bu algı operasyonunu başarıyla tamamlamışlardır.
Ülkemizde yetişmeyen hemen hemen hiçbir ürün yok gibiyken hemen hemen her şeyi ithal etmenin mantıklı bir açıklaması olduğunu inanmıyorum. Bu olsa olsa uygulanan yanlış politikalar ve birilerine sağlanan haksız kazançtır. Bu da milletimizin dışa bağlı yaşamasına neden olmaktadır. Düne kadar kendi yağı ile kavrulabilen bir milletin ne hale düştüğünü görebiliyor musunuz?
Biz cumhuriyetimizin ilk yıllarında olduğu gibi ürettiklerimizle, yetiştirdiklerimizle gurur duymadığımız müddetçe kalkınamayız. Özellikle yöneticiler ve medyatik kişiler Türk malı kullanmalı ve Türk malının reklamını yapmalıdırlar.
Cennet yurdumuzda verimli topraklarımız sayesinde dünyanın en rahat ve huzurlu ülkesi olması gerekiyorken kısır döngüler ve iç çekişmeler yüzünden ekonomik sıkıntı ve huzursuzluklar çekiyorsak bu kendimizi ve ülkemizi tanımadığımızdandır. Kendi milletimize yabancılaştığımızdandır. Tembelliğimizdendir. Müsrifliğimizdendir.
Birçok okuyucumuzun tebessümle karşılayacağı, o eskidendi diyeceği “tutum yatırım ve yerli malları haftası” bizim için bir ihtiyaçtır. Yatırımın olmadığı, tutumun öğretilmediği, yerli malların tercih edilmediği bir millet ne kadar yaşar ki?
Biz bugün israflığımızla, yiyeceği yemeğin yemeden resmini çekmekle, markalarla övünen bir nesil yetiştiriyoruz. Damlaya damlaya göl olur diyerek kumbaraya kuruşlarını atan nesilden, harcadığı parayla hava atan nesile dönüşmüş durumdayız. Ne kadar harcayacak para bulabiliriz bilemem. Bildiğim tek bir konu var, bu gidişle bu millet ekonomik bağımsızlığını ilan edemez.
Allah gökten rahmetini, yerden bereketini kesmez inşallah!
Muhabbetle!..

Osman GİRGİN
Osmangirgin.habe@hotmail.com
Osmanlıhaber.com







OSMAN GİRGİN (Osman GİRGİN) tarafından 22.12.2014 22:40:47 tarihinde eklendi ve 405 gösterildi.

TÜRK MALI isimli esere henüz yorum yazılmamış.

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
22.12.2014

Okunma:
405

Yazara ait bilgiler:

OSMAN GİRGİN

(Osman GİRGİN)
• Profili

Diğer yazdıkları:

• HAYATIM
 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.