E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

Nükte Yüklü Fıkralar-3 (21 - 30)



21) ALLAH, HAYIRLI SÜPER VERSİN!

Biri Amerikalı, diğeri Japon iki emniyet görevlisi konuşuyordu. Amerikalı;

''Bizim süper beyinli bilgisayarcılarımız var; biliyor musun?!'' dedi. ''Ama, bazısı var ki, bizi utandırıyor!''

Japon, şaşırıp Amerikalı'ya baktı:

''Peki, sizi utandıracak neler yapıyor?''

Amerikalı, suratı asık cevap verdi;

''FBI'yı bile atlatıp ticari kuruluşlardan dolandırıcılık yapıyor!''

Japon, boynu bükülmüş Amerikalı'ya bir kaç saniye baktıktan sonra;

''Biliyor musun, Meslekdaşım?!'' diyerek karşılık verdi. ''Bizim de süper beyinli bilgisayarcılarımız var. Ama, bizleri sevindirip mutlu ediyor!''

Amerikalı, aşağı kaymış bakışlarını kaldırdı. O'na;

''Sizi mutlu edecek neler yapıyor?!'' diye sordu.

Japon, Amerikalı'nın daha fazla hüzünlenmesini istemiyordu. Çenesini kaşırken;

''Hani şu... sizi utandıran... dolandırıcı... bazı süperleriniz var ya!...'' diyerek cevap vermeye çalıştı. ''Onları yakalayıp... FBI'ya teslim ediyor!'' (18 Şubat 1995)

* * *

22) YAŞLI GELİŞMİŞLER

Gelişmiş ülke temsilcileriyle gelişmekte olan ülkeler temsilcileri toplantı hâlindeydi. Gelişmiş ülke Temsilcisi, mahzun vaziyette;

''Gittikçe yaşlanıyoruz!'' deyip dert yandı. ''Nüfus arttırma teşvikleri işe yaramıyor, altmış beş yaş üstü nüfus durmadan artıyor!''

Gelişmekte olan ülke temsilcisi;

''Eeee!'' ederek ileri atıldı. ''Sonucu ne olacak?''

Gelişmiş ülke Temsilcisi, iki elini yana açıp;

''Gayet basit!'' diyerek cevap verdi. ''İçi sorun dolu tereke size kalacak!'' (15 Mart 1995)

* * *

23) KORSANLA MÜCADELE BU KADAR

Malezya'da Ticaret Bakanlığı, korsan yayıncılıkla mücadele ediyordu. Mücadele ederken iki eğitimli köpeği kullanıyor, korsanların basıp piyasaya sürmeye hazırladığı filim si-di'lerini ve kitapları bulup depolara dolduruyordu.

Yayın korsanları buna karşı atak yaptı. İşlerini bozan iki köpeğin öldürülmesini istedi. Ölümü gerçekleştirecek olanlara para ödülü vaad etti.

Konuyu Ticaret Bakanlığı'na ulaştırıp, Yetkilisine sordular:

''Köpeklerin ölümünü isteyenlere ceza layık görülecek mi?''

Ticaret Bakanlığı Yetkilisi, başını iki yana sallarken;

''Cık!'' dedi. ''İnsan haklarını ihlal etmeye hiç niyetimiz yok!''

* * *

24) KUMAR BIRAKMADAN, KUMARI BIRAKMALI

İngiliz Milleti'nin, kumarbazlık illetine tutulduğu söyleniyordu. Bu illete tutulanlardan biri, nasıl olduysa zararını anladı, kumar oynama alışkanlığını bırakmak istedi. Ama, bırakamıyordu ki! Akıl verdiler, ''Doktora git, doktora git!'' diyerek. Adam da öyle yaptı. psikiyatri uzmanının muayenehanesine gelip;

''Doktor Bey! Derdime bir çare!..'' diye sızlandı.

Doktor sordu:

''Derdin ne? Turp gibi sağlam görünüyorsun maşallah!''

Adam;

''Masaya oturduğumda oyuna bir başlıyorum. Gözlerime uyku gelmeden o masadan kalkamıyorum''

Doktor, adamın hâlindan zengin, para babası denen tipten biri olduğunu anlamıştı. Biraz durup güldü. O'na;

''Merak etmeyin beyefendi. Hiç bir hastalık devamlı değildir!'' dedi. ''Sen, onu, bırakamasan bile, o seni, günü gelince, mutlaka bırakacak!''

* * *

25) YAMYAM MAHKUM

Fransa'da, hırsızlık ve ırza tecavüzden yargılanan kişi, okkalı ceza almış, psikolojik sorunlarına üzülen Hakim, beş sene ceza çekmesini yeterli görmüştü. Hapishaneye götürüldü. Aynı suçlardan hüküm giymiş başka bir mahkumun kaldığı koğuşa yerleştirildi.

Suçlu, psikolojik sorunlarının hesaba katıldığını fark etmişti ya, bir fırsatını buldu; diğer mahkumu öldürüp, onun, akciğeriyle göğüs kaslarının bir bölümünü yedi.

Gardiyanlar, olayı farkettiklerinde suçluyu tuttular; sürükleyerek hapishane müdürünün karşısına getirdiler.

Hapishane Müdürü, suçluyu karşısında görünce;

''Bu ne edepsizlik!'' diye bağırdı. ''Yiyecek başka şey bulamadın mı, be adam?''

Suçlu, gayet sakin;

''Bulamadım Müdür Bey!'' diye cevap verdi. ''İnsan hakları filan var deyip, benim gibilere ceza indirimi düşünenlerin, hayatta kalması gerek!'' (16 Ocak 2007)


* * *

26) BUSH VE SEVENLERİ

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, izlediği politikalar yüzünden itibar kaybediyordu. İtibar kaybedince de, ülkesinde kendini sevenler azalıyordu. Bir gün yaveri geldi. O'na;

''Ülkede sizi sevenleri hepten kaybederseniz ne yaparsınız?'' diye sordu.

Bush, elini şöyle havada sallayıp;

''Sorduğun soruya bak!'' dedi. ''Dünya, Amerika Birleşik Devletleri'nden ibaret değil ki!''

* * *

27) FAZLA OYUN AĞIRLIK VERMEZ

George Bush, sevenlerini aramak için mi bilinmez, Senegal'e gelmişti. Kendisinin alıştığı hayattan değişik hayat yaşayanların arasına katıldı. İkram ettiklerini yedi. Kendisine tam tamlı gösteri sunanların ritmine ayak uydurup başladı oynamaya.

Yanındakilerden biri, kulağına eğilip;

''Bu ne hal Başkanım?'' diye fısıldadı. ''Böyle oyun bizim geleneğimize yoktur!''

Bush, raksın ritmine ara vermeden;

''Ne yani!'' diyerek cevap verdi. ''Oyun içinde oyunumuza, bir de bu tip oyunu katsak fazlalık mı olur?''


* * *

28) BUSH VE DAVUL

George Bush, Senegal'e misafir olup oranın halkının gösterisine katıldığında, onlarla beraber dans etmeye başlamıştı ya! Siyah derili insanın davula vurmasından pek hoşlandı. İki elini davula uzatıp, onunla beraber vurmaya başladı. Bir müddet vurdu. Sonra kendini geri çekip tekrar oynamaya başladı. Yanına gelip sordular:

''Başkanım! Bir davul da senin boynuna asalım mı?''

Bush;

''Olmaaz!'' diyerek cevap verdi. ''Tokmak bulamasam da, davul başkasının boynunda iken vurmak güzel oluyor!''

* * *

29) BUSH VE BLAİR

İngiltere Başbakanı Tony Blair'e Müttefik Amerika hakkında bilgi veriyorlardı. Konu Bush'tan açıldı. Onun Senagal'e gittiği, orada hem sosyal hem de politik temaslarda bulunduğu kendisine duyuruldu. Bilgi kapmada gazeteciler yarış halindedirler ya! İşte onlardan biri;

''Ekselans!'' dedi. ''Siz de,Senegal'e Bush'un gittiği yere gider misiniz?''

Blair, iki elini yukarı kaldırıp;

''Haayıııır!'' diyerek cevap verdi. ''Irak'a o gitti diye gittim; neredeyse kendi ülkemden olacaktım!''

* * *

30) TEMEL SENEGAL'E GİTMEZ!

Temel, Dursun ile beraber, çalıştıkları işyerinde mola vermiş, dinleniyodu. Dinlenirken de radyodan Bush'un Senegal gezisinden haberleniyordu. Bunu farkeden arkadaşları, yaklaştılar. Ona;

''Haydi Temel, seni de Senegal'e gönderelim! Gitmek ister misin?'' dediler.

Temel,

''I ıh!'' etti onlara.

''Nedendir o Temel?'' diye sorduklarında da, Temel;

''Ha bu da iş midur dostlar'' diyerek cevap verdi. ''Şimdi ben, Amerika'ya yerleşeceğum; orada tahsil yapacağum; politikacılıktan başkanlığa yükseleceğum; Irak'a çullanıp sevenlerimi kaybedeceğum... Sonra ver elinu Senegal. Ha buna benim gücüm yetmez da!''

İbrahim Faik Bayav
(27.04.2007)


ŞAKİROĞLU (İbrahim Faik Bayav) tarafından 23.5.2019 18:57:41 tarihinde eklendi ve 29 gösterildi.

Nükte Yüklü Fıkralar-3 (21 - 30) isimli esere henüz yorum yazılmamış.

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
23.5.2019

Okunma:
29

Yazara ait bilgiler:

ŞAKİROĞLU

(İbrahim Faik Bayav)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.